müslüman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müslüman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2012 Cuma
Müslüman
Penceremden hayatı gözlüyorum
Elimde ucu dişlenmiş kuru kayısı zaman
Gün batımını çiğner gibiyim
Buruşmuş dudaklarım arasından
..
..
Saçlarım yüzüme dokunuyor
Perdeler akıyor omuzlarımdan
Akşam vakti huzur esiyor sokaklarda
Ölüm lambanın hep yeşil yandığı yer!
..
..
Mutlu sona yaklaşıyorum domur domur
Güller açıyor nevresimde, yorganımda
Bedenim kendini tazeliyemeyegörsün /ne çıkar
Ruhum ihya oluyor, kalbim müslüman.
10 Ağustos 2011 Çarşamba
müslüman hüzün
yeni bir dünyanın her zaman eşiğinde sayılır insan.
ve bu yüzden ahir zamandır, herkesin yaşadığı zaman.
her şeyin, belirsizlik ilkesinden midir bilmem, birbirine girdiği, hatta birbirine girmeyen şeylerin de hususiyetle birbirine sokulmaya uğraşıldığı bir zamanda, bizlere "la" ile başlayan cümleler kurdurtmamaya çalışıyor zamanın efendileri.
toplumsal uyanışların birbirini izlediği yalanını bize yutturmaya çalıştıklarından beridir, dünya daha hızlı filan dönmüyor aslında; ama nedense insanlar daha hızlı ölüyorlar ve ne yazık ki daha mezara girmeden kefenleniyorlar hepsi.
demokrasi'nin post-modern zamanların zokası olabileceğini düşünemeyen bir "irfan nesli" yetişti gözümüzün önünde...
zamanın paradigmalarından dışarıya taşamayan, fikriyatı çorak topraklara düşen damlaların kaderine mahkum bir nesil...
bir millet olarak uyanışa geçme hayalleri kuran, ancak o milleti oluşturan fertlerin şahsiyetleriyle ilgilenmeyi nedense akıl edemeyen, zamanı geldiğinde ise Allah'ın gücünün her şeye yeteceği inancına sarılan ve fakat sünnetullah nedir bilemeyen, düşünemeyen, hatta bunu ırgalamayan bir nesil...
"kıtlık yıllarında medine'ye şam taraflarından bir kervan gelir. adet olduğu üzere kervan şehre yaklaştığında defler çalınarak karşılanır. bu sırada mescidde hz. peygamber cuma hutbesi okumaktadır. dışardan def sesleri gelince cemaat, on iki kişi hariç, kervanı karşılamaya gider."
bugün toplumsal bir inkişafın hayalini kuran kardeşler!
12 müslüman olduğunuz zaman, bunu elin alemin dümen suyuna gidecek bir tavra hasretmek yerine birbirinizin inkişafına vakfedin.
ne kendinizi kandırın, ne de sünnetullah'ın işleyişinden müteessir olun.
bu alem mesut olma yeri olsaydı, O'ndan başka bunu hakedenimiz de olmayacaktı.
O'nun ne yaşadığını görerek, hüznünüzü sevmeye gayret edin ki hüznünüz de sizi sevsin.
zira hüzün müslümandır, müslüman hüzün...
ve bu yüzden ahir zamandır, herkesin yaşadığı zaman.
her şeyin, belirsizlik ilkesinden midir bilmem, birbirine girdiği, hatta birbirine girmeyen şeylerin de hususiyetle birbirine sokulmaya uğraşıldığı bir zamanda, bizlere "la" ile başlayan cümleler kurdurtmamaya çalışıyor zamanın efendileri.
toplumsal uyanışların birbirini izlediği yalanını bize yutturmaya çalıştıklarından beridir, dünya daha hızlı filan dönmüyor aslında; ama nedense insanlar daha hızlı ölüyorlar ve ne yazık ki daha mezara girmeden kefenleniyorlar hepsi.
demokrasi'nin post-modern zamanların zokası olabileceğini düşünemeyen bir "irfan nesli" yetişti gözümüzün önünde...
zamanın paradigmalarından dışarıya taşamayan, fikriyatı çorak topraklara düşen damlaların kaderine mahkum bir nesil...
bir millet olarak uyanışa geçme hayalleri kuran, ancak o milleti oluşturan fertlerin şahsiyetleriyle ilgilenmeyi nedense akıl edemeyen, zamanı geldiğinde ise Allah'ın gücünün her şeye yeteceği inancına sarılan ve fakat sünnetullah nedir bilemeyen, düşünemeyen, hatta bunu ırgalamayan bir nesil...
"kıtlık yıllarında medine'ye şam taraflarından bir kervan gelir. adet olduğu üzere kervan şehre yaklaştığında defler çalınarak karşılanır. bu sırada mescidde hz. peygamber cuma hutbesi okumaktadır. dışardan def sesleri gelince cemaat, on iki kişi hariç, kervanı karşılamaya gider."
bugün toplumsal bir inkişafın hayalini kuran kardeşler!
12 müslüman olduğunuz zaman, bunu elin alemin dümen suyuna gidecek bir tavra hasretmek yerine birbirinizin inkişafına vakfedin.
ne kendinizi kandırın, ne de sünnetullah'ın işleyişinden müteessir olun.
bu alem mesut olma yeri olsaydı, O'ndan başka bunu hakedenimiz de olmayacaktı.
O'nun ne yaşadığını görerek, hüznünüzü sevmeye gayret edin ki hüznünüz de sizi sevsin.
zira hüzün müslümandır, müslüman hüzün...
Etiketler:
hüzün,
müslüman,
olgunbaşer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
